Anasayfa / Genel / Ne Sen Tahir’sin, Ne de Ben Zühre…

Ne Sen Tahir’sin, Ne de Ben Zühre…



Yüreğim sevginle dolup taşıyor yine, ne büyükmüşsün sığmaz oldun içime. Sevmelerim çok benim, bıktırana kadar sevebilirim bir çocuğu, bir kuşu ya da bir kelebeği, ama sana yetmedi sevmelerim. Ya da büyük geldim yüreğine, bir türlü giremedim. Ben mi bıktırıyordum, yoksa sen mi bıkmaya müsait? Bilemedim. Aşk mıydı seni korkutan, yoksa aşık olmak mı? Çözemedim. Kaçmak kolay yoldu ve sen hep kaçtın. Ben kaçmayı daha öğrenemedim, ama kovulmayı iyi bilirim.

Hadi kov yine beni yüreğinden, at kalbinin dışına, umurumda mı sanki? Sen kovacaksın diye ben sevmekten bıkacağım öyle mi?

Ne diyordu şiirinde Nazım?

Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da…

Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Seversin dünyayı doludizgin,

Ama o bunun farkında değildir.

Ayrılmak istemezsin dünyadan,

Ama o senden ayrılacak.

Yani sen elmayı seviyorsun diye,

Elmanın da seni sevmesi şart mı?

Yani Tahir’i Zühre sevmeseydi artık,

yahut hiç sevmeseydi.

Tahir ne kaybederdi Tahir’liğinden?

Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da…

Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.”

Sen Tahir değilsin, bende Zühre ama, sevebilirim seni Zühre’nin Tahir’i sevdiği gibi, yahut ölebilirim de…

Yani demek istediğim; sen elma olsaydın da, beni sevmeseydin, ben sana gücenecek miydim? Senin gitmende ayıp değil, benim sabırla beklemem de… Senin kovman da ayıp değil, benim utanmadan kalmam da… Yani ne sen Tahir olabilirsin, ne de ben Zühre… Ama boş ver sen Tahir ile Zühre‘yi… Gel sen, birde ben olayım yanında sadece biz olalım sonunda…

   quup        

Takdir Et, Devam Et

E-mail adresinizi yayınlamıyoruz. Gerekli alanlar : *

*